Modern Kadının Doğuşu

Modern Kadının Doğuşu

Sinema her yaştan, her sınıftan ve her cinsten seyirciye açık ilk gerçek kitle iletişim aracıydı. İlk başından itibaren, seyircilerin çoğunluğu oluşturmasa da önemli bir bölümünü oluşturan kadınlar, filmlerde güçlü bir konuma sahipti. Özgürlük ve eşitlik rüyaları, toplum değişmeye başlamadan çok daha önce, beyaz perdede görünür bir gerçeklik oldu. 1910’lu yıllarda çekilen yüzlerce kısa komedi filminde Lea, Gigetta, Rosalie ve Leontine gibi oyuncular, kadınların yapmaması gereken herşeyi yaparak popüler birer yıldıza dönüştüler. Etraflarındaki erkeklerden ciddi biçimde daha zeki ve havalı kızları, ev kadınlarını veya hanımefendileri canlandırdılar. Atletik, agresif ve bağımsız olabilen, ve ev işlerini ayrıntılı biçimde uygulamak yerine tabak ve mutfak eşyalarını kırarark eğlenen kadınlar. Asiliğin coşkunluğunda, bu filmler kadınların yaşamış olduğu ve hala yaşamakta olduğu eziyeti, haksız baskıyı ve tacizi ifade ediyorlar.

1920-1960 yılları arasındaki klasik sinema, erkek (yaratıcı) film yönetmeni ve kadın (hoş) oyuncu olarak belirlen cinsiyetçi rollere sahip olsa da, bunun öncesinde film endüstrisi kadınlara daha fazla yer vermekteydi. Elbette ki Lydia Borelli (Rapsodia Satanica / Şeytani Rapsodi) ya da Francesca Bertini (Asil Kan, Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, 2014) gibi önemli İtalyan divaları ilahi güzelliklte kadınlardı. Önemli bir nokta şu ki, 1910’lu yıllardaki önemli Bertini, Berta Nelson (Vittoria o Morte / Zafer ya da Ölüm), Musidora (Vampirler) ve Lois Weber gibi önemli kadın oyuncular aynı zamanda filmler yönettiler ve yapımcılık yaptılar. Oyunculuk yaparlarken, aynı zamanda kendi rollerinin aktif yaratıcılarıydılar da… Bu yıllarda film yönetmenlerinin boyundurluğunda değillerdi. 1913 yılında Lyda Borelli ilk filmini çektiğinde, İtalya’nın en önemli tiyatro oyuncularından biriydi, güzelliğinin ve yaratıcı gücünün zirvesindeydi. Borelli, yıllar boyu etkinliğini sürdürecek olan dramatik Diva film türünün sanatsal oyunculuk stilini icat etti. Lois Weber, başarılı bir oyuncu olduktan sonra, ABD’nin en önemli film yönetmeni oldu. 1911-1927 yılları arasında kırktan fazla uzun metrajlı ve yüzlerce kısa metrajlı film yazdı ve yönetti. D.W.Griffith ve Cecil B. DeMille ile birlikte dönemin ”üç büyük beyni” kabul edildi. 2011 yılında Amsterdam’daki EYE-Filmmuseum tarafından restore edilen Ayakabılar, (Shoes), efsanevi filmlerden biri. Hem bir başyapıt, hem de derinden duygulandıran bir film. Ele aldığı toplumsal meselenin ve kullanılan sinema tekniğinin seyirciye, başroldeki tezgâhtar kızın hislerini paylaştırmadaki başarısının bundaki etkisi büyük.

Mariann Lewinsky Strauli